Bu üründen 117 adet satılmıştır.

Roket Bir Osmanlı İcadı mı? // SAYI: 90 (Şubat 2016)

Dergi: Yedikıta Fiyat: 5,00 TL

Teknoloji bugün hep elektronik cihazları hatıra getirse de her devrin teknolojisini zamanına göre değerlendirmek gerekir. Nitekim tarih boyunca her yeni icat, medeniyet yolunda yeni bir basamak olmuş, icat sahibi milletleri diğerleri karşısında bir adım öne geçirmiştir.

İnsanoğlunun mühim ama bir o kadar da yakıcı icadı barut ise, günümüzde hâlâ savunma ve silah sanayinin vazgeçilmez unsuru. Silah mefhumu delici ve kesici aletlerle sınırlı iken, bu yeni icat sayesinde ilk ateşli silahlar olan top ve tüfeklerin ortaya çıkmasıyla dengeler bozulmuş, öncelikle kale kuşatmaları farklı bir boyut kazanmıştı. Artık harp sahalarını sadece süvarisinin kumandasında sağa sola hamleler yapan atların kaldırdığı toz bulutları değil, barut dumanları da dolduruyordu.

Bu teknolojiyi daha devletin kuruluşunun üzerinden bir asır geçmeden bünyelerine katan ve geliştiren Osmanlılar elinde ateşli silahlar sadece kuşatmalarda kullanılan harp aletleri olmaktan çıkıp meydanlara inmiş, oradan da Yeniçerilerin omuzlarında kendine yeni bir yer edinmiştir.

Osmanlıların ateşli silahlarla tanışmaları, devletin kuruluşundan yarım asır sonrasına rastlar. Sonraki gelişim ise dalgalı bir grafik sergiler. Bu inişli çıkışlı maceranın nasıl başladığını, topun kullanılmasına dair ilk kayıtları, Osmanlıların kale önlerinde bile top döktüklerini ve tabi ki Fatih’in şahi toplarını, en nihayet de Humbaracı Ali Ağa’nın icatlarını Prof. Dr. Salim Aydüz kaleme aldı.

Selçuklu sultanı Tuğrul Bey’in fedakâr ve cesur hanımı Altuncan Hatun’un devletin bekası için oğlunu zincire vurdurmasını ve Selçuklu’yu muhtemel bir çöküşten kurtarmasını Yrd. Doç. Dr. Mustafa Akkuş anlattı. Osmanlı’da sosyal ve iktisadî hayatın temel taşı vakıfları Dr. Mehmet Genç; şehirleri bağlayan tabloyu ve ressamını Selman Soydemir ve Tunahan Kanıcı; bir hukuk insanı Ahmed Selahaddin Bey’i Harun Tuncer yazdı. Bu ay Tecrübe Konuşuyor’da, dur durak bilmeden çalışan, velut akademisyenlerden Prof. Dr. Mehmet Arslan sorularımızı cevapladı.

90;. sayımıza gelmiş olmanın heyecanıyla, yeni sayılarımızda buluşmak dileğiyle…
...................................................................................................
DÜZELTME: Geçen sayımızda, sayfa 18;’de geçtiği üzre Memluk Sultanı Kayıtbay’ın türbesindeki Kadem-i Şerif’i İstanbul’a getirten padişah Birinci Abdülhamid Han değil, Sultan Birinci Ahmed olacaktı. Düzeltir, özür dileriz.