Bu üründen 30 adet satılmıştır.
| Dergi: Yedikıta | Fiyat: 20,00 TL | |
Bu sayımızın dosya konusu, köken itibariyle çok eskilere giden ama bir o kadar da günümüzü ilgilendiren bir kavram: Fütüvvet.
Daha ziyade “yiğitlik, cömertlik, dürüstlük” manalarıyla kelime hazinemizde yer tutan Fütüvvet, ilk nazarda sadece gençleri ilgilendiriyor gözükse de sonuçlarıyla aileyi, toplumu, şehirleri ve hatta devletleri içine alan geniş bir dünyayı işaret eder.
Tasavvufla yoğrulmuş kültürümüzde, nefsinin zincirlerini elinde tutabilen, ona köle olmayan hür ve özgürken günümüzde, bütün ipleri nefsin eline verip kölesi olmak, “hürriyet” zannedilir durumda. Bilhassa genç nesillerin bu tehlikeli anlayışa kapılma ihtimali bile, mesele üzerinde ciddî tefekkürü icap eder.
Tabiri caizse “insan-ı kâmil” namzetleri olan gençleri bu yolda talim ve terbiye etmek, ecdadımızın en mühim önceliklerinden olmuştur. Zira “şuurlu genç” demek, toplumun sahip olduğu dinî, itikadî, ahlâkî, kültürel ne kadar değer varsa tamamının sağlam şekilde geleceğe taşınması demektir. İşte bu sebeple Fütüvvet ehli, Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîflerden beslenir, tasavvufla yoğrulur ve şekillendirilir, onların tartısında hile olmaz, üstelik kardeşlerini daima kendi nefislerine tercih ederler…
Elbette tarih, bize her zaman hazır reçeteler sunmaz ama numune-i imtisal olacak alternatifleri, hadiseleri gösterir. Fütüvvet’te, konunun dinî, iktisadî yahut askerî olması fark etmeksizin, usta-çırak, üstad-talebe münasebeti esas olduğu gibi biz de bu sayımızda tarihimizle olan bağımızı biraz daha güçlendirmeyi, tarihi nostaljik bir masal olarak değil, tefekkür etmeye, ibret almaya ve bugünü yeniden değerlendirmeye bir vesile olmayı hedefledik.
Keyifli, düşündürücü ve istifadeli bir okuma olması dileklerimizle Berat Kandili’nizi ve Ramazan-ı Şerif ’inizi tebrik ederiz…