Bu üründen 109 adet satılmıştır.

Tarihi Yapıların Uzun Ömür Sırları // SAYI: 140 (Nisan 2020)

Dergi: Yedikıta Fiyat: 5,00 TL

Evliya Çelebi’mizin, hadiseleri ballandıra ballandıra anlatmasına aşinayızdır. Damdan dama atlayan kediyi donduran Çelebi’nin, mimarîye dair de her zaman bir çift lafı vardır. İşte bir misal: “Böyle taş ustalığını, önceki mimarlardan kimse gösterememiştir. Zira Tokat ahalisi, hayrât inşasında çok gayretlidirler ve ‘hasbeten lillâh’ bütün güçleriyle imaret ederler…”

Anadolu’da, âdeta insanın ve tabiatın bir parçası olarak samimiyetle inşa edilen/ettirilen yüzlerce hatta binlerce yıllık tarihî yapılar; sağlamlıkları, üzerlerine sinen atmosfer ve estetikleriyle, bizleri kendine hayran bırakıyor. Özellikle dayanıklılıkları konusu, son zamanlarda gündemde daha çok yer buluyor kendine. Fakat “gündem” sürekli değişiyor ve zaman zaman da sunileşiyor. Bizler ise geleceğe, konuyla alakalı daha kalıcı bir kayıt bırakmak adına, bu ay tarihî yapıların sağlamlık sırlarına eğildik ve işte, oldukça şaşırtıcı bilgilerle karşınızdayız.

“Osmanlı mimarlığının teknolojik bir gerçeklik olduğunun uzun süre pek farkına varılmayışı, hatta teknolojik boyutunun önemsenmeyişi” mevzusu, esasında bizi bu araştırmaya sevk etti. Bu gerçekliğin ne olduğu sorusunun cevabını, konunun uzmanlarından Dr. Öğrt. Üyesi Gülsün Tanyeli’den aldık.

Peki, tarihî yapılar nasıl bu kadar sağlam olabiliyordu? Bugünlere kadar gelmiş mirası, gelecek nesillere de aktarmalı değil miydik? O hâlde nasıl koruyacaktık ecdad yadigârlarını? Yüksek Mimar Ahmet Selbesoğlu, bu merakımızı giderdi.

Sıra; köyden şehre eski(mez) binalarımızda kullanılan, insana ve tabiata saygılı, çevre dostu malzemeyi daha iyi hissetmeye, bunların günümüzde de kullanılabilir olduğunu öğrenmeye geldi. Ve ahşabı, taşı, kerpiçi Doç. Dr.
Gülhan Benli ile yeniden keşfettik.

Bu vesileyle Berât Kandili’nizi ve Ramazan-ı Şerifi’nizi tebrik eder, istifadeli okumalar dileriz.