Bu üründen 107 adet satılmıştır.

Sahih-i Buhârî'nin Neşrinde: Hakanî Hassasiyet // SAYI: 170 (Ekim 2022)

Dergi: Yedikıta Fiyat: 10,00 TL

“Bu kitap alınamaz, satılamaz ve rehin verilemez!”

Günümüz popüler kültüründe Sultan Abdülhamid Han’ın kitaplarla ünsiyeti, sadece polisiye romanlara indirgenir.

Hâlbuki polisiye kitapları sadece, sultanın istirahat vakitlerinde tercih ettiği şahsî bir okuma/dinleme merakı sayılmalıdır.

Manipülasyonda ve algı yönetiminde matbuatın, basının son derece etkili olduğu bir dönemde, Ulu Hakan, devletin ve milletin saadeti ve selameti için bu sahada da çok titiz davranmıştı. Âleme yön veren siyasî manevraları bir tarafa, Müslümanların nezih bir itikatta olmaları için gösterdiği gayretin nişaneleri, hâlâ dünyanın muhtelif yerlerinde karşımıza çıkmakta.

Onun bu minvaldeki en büyük hizmetlerinden biri, belki de en başta geleni, Sahih-i Buhârî’yi müstesna bir çalışmayla yeniden yayınlatmasıdır. Kur’ân-ı Kerîm’den sonra en muteber kitap olan Sahih-i Buhârî’nin hatasız ve kaliteli bir şekilde hazırlanıp bastırılması için gösterilen çaba ve hassasiyet, bizzat sultanın takibindeydi. Bu neşir için Sahih-i Buhârî’nin o zamana kadar bilinen en doğru nüshası esas alınarak, yeni baskının hazırlanmasında, tashihinde, mukabelesinde ve hatta matbaa süreçlerinde ilimce, amelce ve itikatça sahih kimselerden hizmet alınmıştı. Gerekli bütün masraflar da sultanın kendi hazine-i şahanesinden karşılanmıştı.

Sultan Abdülhamid, “Allah rızası için vakıf ” olarak bastırdığı kitabın, çeşitli memleketlerdeki İslâm âlimlerine hediye edilmesini istiyordu. Şu bakış açısı, muteber bir hadis kitabını İslâm dünyasına, matbaa ve dizgi hatalarından uzak
ve kaliteli bir baskı ile sunmaktan çok daha fazla manalar taşıyordu şüphesiz.

Konuya dair detaylar, dosyamızda sizleri bekliyor.

İstifadeli okumalar dileriz...